… yanlış olabilir
Bilişim hukuku konusunda uzman değilim. Kimseye de ben biliyorum demedim. Daha önce 3. veya 4. Ankara Blog Yazarları toplantısında sevgili Erhan Yakut‘un hazırladığı dökümanlar sayesinde bilişim hukuku hakkında kulağımıza su kaçmıştı. En son 5. toplantıda bloggerın kapatılması üzerine bayağı bir muhabbet dönmüştü. Tabi konuştuklarımız hep kendimizce hukuktan yoksun amiyane tabirle sokak ağzı ile konuşmuştuk. Neyse. Şimdi aklıma takılanları buraya sıralayayım.
- Davaların açılma süreleri her yerde aynı mıdır? Her hakim veya savcının harekete geçme süresi aynı mıdır?
Beni şüpheye iten örnek blogger davasıydı. Hepimiz sormuş ve acaip şüphelenmiştik “Neden Diyarbakır?”. Benim gecenin bu vaktinde ulaştığım bir avukat tanıdığım şunu söyledi:
Davalara bakan mahkemelerin hepsinin yoğunluğu aynı değildir. Misal İstanbulda bu türden bir dava 6 ay hatta 6 sene bile sürebilir. Dava yoğunluğundan o kadar çok dava geç sonuçlanıyor ki. Hele bilmeyen konuya vakıf olmayan hakimlerse hızlı karar vermek istemiyor. Bu yüzden çoğu kişi cayıyor böyle dava açmaktan. Ki iki durum var birincisinde önce dava aç sonra bilirkişi için zaman verilsin, bilirkişi de eğer raporu yazarken işini uzatırsa senin açtığın dava uzar gider. İkinci durumda ise hakim teknolojiden bi haber değildir, neyin ne olduğunu az çok bilir. Davayı açan avukat da iyi hazırlanır, sitenin bilgilerinin çalındığına dair sunucu kayıtları ve ekran görüntüleri olur. Delil tespiti yaptırmışsanız işiniz çok kolaylaşır. Hele bir de küçük bir yerde veya dava yoğunluğu olmayan bir yerde davayı açtırır, bilirkişi de avukatın hazırladığı raporu onaylarsa çok kısa sürede ihtiyati tedbir aldırılabilir. Yani kimse şu kadar sürede biter şundan aşağı bundan yukarı olur diyemez. Ancak genelleme yapılabilir.
[az alakalı]
Dijitürk’ün Blogger ile alakalı bir röportaj:
İki ucu keskin bıçak: Fikri haklar ve düşünce özgürlüğü
NTV’ye katılan Mustafa Akgül’ün verdiği cevaplar
[/az alakalı]






