Hüseyin MERT

Sadece teknoloji değil…

Âşüfte olmak

buzzla tweetle Şiir10 Ocak 2010 0

Sensiz cihânda âşıka işret revâ mıdır?
ensiz safâ-yı ehl-i muhabbet safâ mıdır?
Ölsün mü, n’eylesin olan âşüfte hüsnüne
Kurbânın olduğum seni sevmek hatâ mıdır?

Beyaz gelinliklerinle karşıla beni Ankara

buzzla tweetle Şiir18 Aralık 2009 0

gelinlik

Ey Ankara,
Seni her akşam izledim tepeden bir kartal gibi.
Güneşinin gözlerine bakarak uğurladım bir sevgili gibi.
Bazen dolunayının altında dolaştım zararsız kocamış bir kurt gibi.

Gelinliklerle karşıla şu yüreği, çatlatma onu.
Hayata kafa tutmak kolay değil, ulaşmaya çalıştığım şeyler hem güneş kadar uzakmış, bana ne.
Ferhat değilsem de pes etmem, Mecnun değilsem de delirmem, Yusuf değilsem de Hüseyin’im, küçük güzelim.
Kazanmakla kaybetme yeri dünya, hem sen hiç solmayan çiçek gördün mü?
Sen hiç ölmemek için doğan bebek gördün mü?
Ama her şeye rağmen, vuslat için yaşamaya değer.

Hiç ağlamam çocuklar gibi, dik durrum. Çünkü bu da bir imtihan. Hem kimse görmesin gözlerimden dökülen yaşları, sensizliğin ne kadar acı olduğunu, bir bakışının kanımı dondurduğunu, bir boyun büküşünün beni erittiğini.

Ben susuzmuşum meğer beni yakan bir aşk için güzel kız. İşte sırf bu yüzden dudaklarım çatlak çatlak. Yıllar var ki hep o gizemli sırrın esrarını çözmek için peşinden koştum, o yüzden nefesim alev alev. Beni gölgen haline getiren sebepler hepsi de o efsane sevdanın gücü değil mi sence Ankara?

Ankara bana kızacaksın, diyeceksin ki “dudaklarını dayadığın pınarın sana su vermeme ihtimalini bile bile, o susuz çeşmede bekleyip neden yanmayı tercih ettin!”. Ben kordan dağları çıplak ayakla aşıp bir damla vuslat için bir damla sevilmek için; o tavus kuşunun kanatlarına işlevli nakışları diken, nergisin yaprağına rengi veren, çiçekleri rengarenk yapan, güle herkesi hayran bırakan kırmızısını süren Boyacı’dan istedim onu. O da bana ondan başkasını göstermedi rüyalarımda. Bana Boyacı vaadini yerine getirmişken bir ömürcük susuz kalmak zor mu sanırsın behey kara şehir…

Ben ona halimi anlatmak için yıllar bekledim. Leylam oldu, ben onu Mecnun gibi özledim.
Ah bir bilsen kara şehir, ben onun aşkından ne kadar eridim.

Beni bir sen anla artık Ankara, n’olur beyaz gelinliğinle, gökyüzünde güneşin, üstünde kardelenlerle karşıla.

Nev – Efkarlıyım

buzzla tweetle Şiir22 Kasım 2009 0

Efkarlıyım başım duman
Sitemim var ey koca çınar
Zor günümde nicesini andım
Muhabbet yetmezmiş bilmedim

Dün bugün dedim gönlüm avuttum
Yarın yetmezmiş bilmedim
Dert bir yandan
Sevda bir yandan

Derman yetmezmiş bilmedim
Sitem ne çare
Şu dünyanın haline kandım
Ben yalnızmışım bilmedim

Gönül için için yanar da
Sabır yetmezmiş bilmedim
Sitem ne çare
Efkarlıyım başım duman
Sitemim var ey koca çınar

Destursuz Bağa Girilmez

buzzla tweetle Şiir04 Kasım 2009 3

bahce

Aşk, o en yüksek zirve olan gönül dağına çıktığı zaman, herkesin kendisine göre bir şekil koyduğu bir oyuncağa döner. Her an her istediğine ulaşmayı kendisinin en doğal hakkı olarak görür. Amma her işte olduğu gibi insan kendisinden başkasını düşünmez. Bu bencillik o bahçeyi görene kadardır. Bir anda öyle bir tokat yer ki, anlar ki her istediğinin olmayacağını.

O, size etrafı yüksek duvarlarla çevrili bir bahçedir aslında. Ne içindekileri görmeniz mümkündür, ne de gelen kokuları koklamaya imkanınız vardır. Atalarımız boşuna dememiş “destursuz bağa girilmez” diye. Ancak sahibi izin verirse o içerdeki çiçeklerden koklayabilir, belki de birkaç tane alabilirsiniz. Ama o kişinin izin vermesi sizin o bahçeye dilediğiniz gibi girip dolaşmanızın hakkınız olduğunu göstermez. Herşeyde olduğu gibi bunda da bir sınır, bir ölçü var.

Hatırlayın Hz. Adem ile Hz. Havva’nın başına gelenleri. Onlara yenmemesi emredilen meyvayı Hz. Adem yedi diye Allah (c.c.) cennettinden der dest etti, dünyaya hatta birbirine en uzak uçlarına gönderildiler. Bilemeyeceğimiz bir zaman dilimi kadar böyle birbirlerini bulamadılar. Ta ki öyle bir tövbe ettiler ki şefaate nail oldular, tekrar birbirlerini Arafat’ta buldular. Öyle bir buluşma yeri ki burası, tüm duaların kabul olunduğu rahmetin tecelli ettiği yer.

Belki bu davet edildiğiniz bahçede görmemeniz koklamamanız gereken çiçekler vardır da onlardan bir tanesine ilişirsiniz, Allah korusun aynen Hz. Adem ile Havva gibi olursunuz. Onlar gibi şefaat bekleyecek bir hale düşersiniz. Düşersiniz de dost bağında el olursunuz

Ayrılamam derken

Sevda bahcelerinin,
Çicekleri hep soldu çicekleri hep soldu.
Hiç ayrılamam derken,
Kavuşmak hayal oldu..
Hiç ayrilamam derken,
Kavuşmak hayal oldu…

Nağmelerini sanki Zeki Müren okuyormuş gibi hisli okuyun. Anlayın sevda bahçesinin ne kadar çabuk elden yitip gideceğini. Hep elinizden yitip gittiğinde kıymetini anladığınızdaki gibi…

Bahçe sahibi izin verse bile 40 kez düşünün, acaba o bahçeye hangi sıfatla izin verildiniz de elinizi uzattınız ordaki çiçeklere… Dost mu yoksa yâr olarak mı?

Seni Nasıl Sevdim

buzzla tweetle Şiir28 Ekim 2009 1

Seni nasıl sevdim biliyor musun?
Kulların Tanrıyı sevdiği gibi,
Sana hasret kaldım, sarılamadım.
Bülbülün güle hasreti gibi.
Gönlüme ne bahar nede yaz geldi,
Ne sesini duydum, ne elim deydi.
Kader seni değil hep çile verdi.
Bütün aşıkların çektiği gibi,
Hep seni istedim yaradanımdan.
Ağaçların yağmur duası gibi.
Öylesine hasret kaldım yüzüne..
Sanki çok sevmenin cezası gibi…

Zeki MÜREN

Sayfa: Önceki 1 2 3 4 Sonraki