Hüseyin MERT

Sadece teknoloji değil…

Affet Beni

buzzla tweetle Şiir05 Mart 2010 0

İlkokul arkadaşım Fatih Erturkmen‘in yazdığı şiir:


Anlatamam kimseye ne kadar sevdiğimi.
Haykıramam seni yaşamanın güzelliğini.
Tam güldürecekken gül yüzünü.
Kırdım senin güzel kalbini.
Affet…

Oysa kırmayı hiç düşünmedim bile.
Bunu sen bilmesen bile Allah bile.
Bu kadar kırılgan olduğunu bile bile.
Kırdım senin güzel kalbini.
Affet…

İstemem ki yanımda olasın.
İstemem ki bir daha kırılasın.
İstemem ki kuzum olasın.
Kırdım senin güzel kalbini.
Affet…
Fatih Erturkmen

Ardına da sazı ağlatalım.

Gülün Kokusu Vardı

Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu – Derdim Çoktur Hangisine Yanayım (*)
Derdim çoktur hangisine yanayım
Yine tazelendi yürek yarası
Ben bu derde hande derman bulayım
Meğer Dost elinden ola çaresi
Efendim efendim benim efendim
Benim bu derdime derman efendim

http://audio.data.kalan.com/Samples/MP3/Samp293.mp3

Yalnızlık

buzzla tweetle Şiir08 Şubat 2010 0

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.

Orhan Veli Kanık

Kaşık

buzzla tweetle Şiir22 Ocak 2010 0

Kaşık, hayatımıza ilk kez şekerli su içtiğimizde girer. Anne sütünden sonra ilk ağzımızdan giren sıvının taşımacılık görevini üstlenir. Sonra normal yemek yemeye başlarız, eline kaşığı geçiren bize karşı bir savaş verir, en önemli ihtiyacımız olan beslenmeyi zulüm haline getirirler. Hadi bunu geçtim, elimize ve ağzımıza uygun bir kaşık da vermezler ya; çorbayı içerken veya pilav yerken önümüze üstümüze dökeriz, maskara oluruz. Sonra kendi kendimizi yetiştirmeye başlarız, yediğimiz az gelir, ağzımıza deperler: “Pek bir iştahsız bugün!”, “Önündeki bitecek!”, “Üstüne dökmeden ye!” gibi gayet demoralize edici cümleler ardı ardına gelir, yediğinizi de yemediğinizi de burnunuzdan getirirler, “daha da gelmem sofraya” dersiniz.

Sonra ergen olursunuz, düğünlerde boy gösterirsiniz. Şakkıdı şakkıdı diye pistten bir ses gelir. Bir bakarsınız gençler neşe saçıyor. Ülen benim niye kaşığım yok dersiniz, hemen dışarıya çıkıp bir kaşık alayım dersiniz. Tükkan tükkan dolaşmaya başlarsınız. O gün bulmazsınız. Sonra evsiz barksız gibi dolandığınız bir gün hiç aklınıza gelmeyecek bir yerde 0.75 metrekarelik dükkanda bir çilekeş cesette görürsünüz kaşıkları. Ama cesedi görene kadar aklınızda ne limonata kalır ne kasap havası, tek kişilik olan iskemlesine çökersiniz oracıkta. Oturur oturmaz çay söylemiştir kimsin necisin demeden.
devamı»

Âşüfte olmak

buzzla tweetle Şiir10 Ocak 2010 0

Sensiz cihânda âşıka işret revâ mıdır?
ensiz safâ-yı ehl-i muhabbet safâ mıdır?
Ölsün mü, n’eylesin olan âşüfte hüsnüne
Kurbânın olduğum seni sevmek hatâ mıdır?

Beyaz gelinliklerinle karşıla beni Ankara

buzzla tweetle Şiir18 Aralık 2009 0

gelinlik

Ey Ankara,
Seni her akşam izledim tepeden bir kartal gibi.
Güneşinin gözlerine bakarak uğurladım bir sevgili gibi.
Bazen dolunayının altında dolaştım zararsız kocamış bir kurt gibi.

Gelinliklerle karşıla şu yüreği, çatlatma onu.
Hayata kafa tutmak kolay değil, ulaşmaya çalıştığım şeyler hem güneş kadar uzakmış, bana ne.
Ferhat değilsem de pes etmem, Mecnun değilsem de delirmem, Yusuf değilsem de Hüseyin’im, küçük güzelim.
Kazanmakla kaybetme yeri dünya, hem sen hiç solmayan çiçek gördün mü?
Sen hiç ölmemek için doğan bebek gördün mü?
Ama her şeye rağmen, vuslat için yaşamaya değer.

Hiç ağlamam çocuklar gibi, dik durrum. Çünkü bu da bir imtihan. Hem kimse görmesin gözlerimden dökülen yaşları, sensizliğin ne kadar acı olduğunu, bir bakışının kanımı dondurduğunu, bir boyun büküşünün beni erittiğini.

Ben susuzmuşum meğer beni yakan bir aşk için güzel kız. İşte sırf bu yüzden dudaklarım çatlak çatlak. Yıllar var ki hep o gizemli sırrın esrarını çözmek için peşinden koştum, o yüzden nefesim alev alev. Beni gölgen haline getiren sebepler hepsi de o efsane sevdanın gücü değil mi sence Ankara?

Ankara bana kızacaksın, diyeceksin ki “dudaklarını dayadığın pınarın sana su vermeme ihtimalini bile bile, o susuz çeşmede bekleyip neden yanmayı tercih ettin!”. Ben kordan dağları çıplak ayakla aşıp bir damla vuslat için bir damla sevilmek için; o tavus kuşunun kanatlarına işlevli nakışları diken, nergisin yaprağına rengi veren, çiçekleri rengarenk yapan, güle herkesi hayran bırakan kırmızısını süren Boyacı’dan istedim onu. O da bana ondan başkasını göstermedi rüyalarımda. Bana Boyacı vaadini yerine getirmişken bir ömürcük susuz kalmak zor mu sanırsın behey kara şehir…

Ben ona halimi anlatmak için yıllar bekledim. Leylam oldu, ben onu Mecnun gibi özledim.
Ah bir bilsen kara şehir, ben onun aşkından ne kadar eridim.

Beni bir sen anla artık Ankara, n’olur beyaz gelinliğinle, gökyüzünde güneşin, üstünde kardelenlerle karşıla.

Sayfa: 1 2 3 4 Sonraki