Hüseyin MERT

Sadece teknoloji değil…

Sabrım Yok Sabahı Beklemeye

buzzla tweetle Şiir25 Mayıs 2010 1

Gecenin cebinde dolaşıyorum
Sabrım yok sabahı beklemeye

Susarsam ardımda kuşkunun ayakları
Konuşursam geceler iyice uzayacak
Ve kerbela olacak yürüsem sözcüklere
Ayan kaldım siz gelin ey çocuk bakışları
Ey siyahi boyunlarında kölelerin özgürlük bereleri
tutunun yüreğimeki depremler vaktidir

Tezelden varmalıyım gecikirsem gün olur
Sevdalarım takılır çarşı tuzaklarına
Yetişmeliyim annemin dualarına taze
Bulup getirmeliyim kaybolan gözlerimi
Konuşursam geceler iyice uzayacak
Bekleyince çağrılmayan yalnız ben olacağım
Yürüsün tüm güzellikler gözlerimize
Yüreğimi çabuk tutmalıyım sevgiye ve kine
Sabrım yok düşünmeye yeniden
Sabrım yok sabahı beklemeye.

Hüseyin Akın

Şiir Festivali

buzzla tweetle Şiir15 Mayıs 2010 0

İstanbul’da hayat var derler, aynen öyle. Şiir festivalinden:

Aşk İki Kişiliktir

Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni, sevdiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiçbir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiç bir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Ataol Behramoğlu
Kaynak: istanbulsiirfestivali.org

Affet Beni

buzzla tweetle Şiir05 Mart 2010 0

İlkokul arkadaşım Fatih Erturkmen‘in yazdığı şiir:


Anlatamam kimseye ne kadar sevdiğimi.
Haykıramam seni yaşamanın güzelliğini.
Tam güldürecekken gül yüzünü.
Kırdım senin güzel kalbini.
Affet…

Oysa kırmayı hiç düşünmedim bile.
Bunu sen bilmesen bile Allah bile.
Bu kadar kırılgan olduğunu bile bile.
Kırdım senin güzel kalbini.
Affet…

İstemem ki yanımda olasın.
İstemem ki bir daha kırılasın.
İstemem ki kuzum olasın.
Kırdım senin güzel kalbini.
Affet…
Fatih Erturkmen

Ardına da sazı ağlatalım.

Gülün Kokusu Vardı

Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu – Derdim Çoktur Hangisine Yanayım (*)
Derdim çoktur hangisine yanayım
Yine tazelendi yürek yarası
Ben bu derde hande derman bulayım
Meğer Dost elinden ola çaresi
Efendim efendim benim efendim
Benim bu derdime derman efendim

http://audio.data.kalan.com/Samples/MP3/Samp293.mp3

Yalnızlık

buzzla tweetle Şiir08 Şubat 2010 0

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.

Orhan Veli Kanık

Kaşık

buzzla tweetle Şiir22 Ocak 2010 0

Kaşık, hayatımıza ilk kez şekerli su içtiğimizde girer. Anne sütünden sonra ilk ağzımızdan giren sıvının taşımacılık görevini üstlenir. Sonra normal yemek yemeye başlarız, eline kaşığı geçiren bize karşı bir savaş verir, en önemli ihtiyacımız olan beslenmeyi zulüm haline getirirler. Hadi bunu geçtim, elimize ve ağzımıza uygun bir kaşık da vermezler ya; çorbayı içerken veya pilav yerken önümüze üstümüze dökeriz, maskara oluruz. Sonra kendi kendimizi yetiştirmeye başlarız, yediğimiz az gelir, ağzımıza deperler: “Pek bir iştahsız bugün!”, “Önündeki bitecek!”, “Üstüne dökmeden ye!” gibi gayet demoralize edici cümleler ardı ardına gelir, yediğinizi de yemediğinizi de burnunuzdan getirirler, “daha da gelmem sofraya” dersiniz.

Sonra ergen olursunuz, düğünlerde boy gösterirsiniz. Şakkıdı şakkıdı diye pistten bir ses gelir. Bir bakarsınız gençler neşe saçıyor. Ülen benim niye kaşığım yok dersiniz, hemen dışarıya çıkıp bir kaşık alayım dersiniz. Tükkan tükkan dolaşmaya başlarsınız. O gün bulmazsınız. Sonra evsiz barksız gibi dolandığınız bir gün hiç aklınıza gelmeyecek bir yerde 0.75 metrekarelik dükkanda bir çilekeş cesette görürsünüz kaşıkları. Ama cesedi görene kadar aklınızda ne limonata kalır ne kasap havası, tek kişilik olan iskemlesine çökersiniz oracıkta. Oturur oturmaz çay söylemiştir kimsin necisin demeden.
devamı»

Sayfa: 1 2 3 4 Sonraki