
Kaç kıştır grip olmamışsınızdır, hatta üşütmemişsinizdir bile. Ama sizi iğnelemek isteyen bir doktor vardır. “Bak bunu yapınca çok güzel olacak abi” der size. “ÖKEY” dersiniz. Fakat bir türlü fırsat elinize geçmez ki gidip hastanede aşı olasınız. Kader ağlarını örmüştür, kaçarınız yoktur. Ondan paşa paşa kendi ayakçağızlarınızla gidersiniz kurum doktoruna, aşınızı olursunuz. “İlkokulda olsaydı tatil olurdu ehühehe” diye geyğini yaparsınız. Hafif bir ateş başlar, tabi. Bünye sağlam maşşallah, dipçik gibisinizdir ondan h1n1 vürüzü vız gelir. Delikanlıyı öyle ufak tefek vürüzler değil başka şeyler yıkar. Vürüz ne ki yenersiniz ama gece afakanlar geçirirsiniz yine. Hem bilinmezlikler vardır bir yerlerde, bi habersinizdir. “Sorsam bir türlü sormasam bir türlü” dersiniz. Vicudunuzdaki o aşıyla girmiş vürüzlerle immün sisteminiz mücadele etmektedir. Mücadele sırasında komuta merkezinin de aklında 40 tilki dolarak mücadeleyi çetinleştirir. Elleriniz üşür. Kombinin içine sıcak su üfürdüğü petekler sıcak gelmez size, sıcak gelen tek şeyi de öyle elinizi uzatsanız değmesi an meselesi olan ama uzattıkça uzaklaşan bir çeşit yanılsamadır. Hava bulutlu bugün, kış gelsin yağmurlar yağsın, sonra bembeyaz örtüler örtsün üstümüzü. Üşümeyelim ama.
Sevmek güzeldir. Bir daha sevmemek daha güzeldir.
Aşı olmak güzeldir, bir daha hasta olmamak daha güzeldir.
Aralık’a aşı(k) olarak girmek güzeldir, pek bir anlamlıdır.