Büyük Mor İnek, Seth Godin,
“Kusursuz Olmayı Bırakın, Fark Edilebilir Olmaya Bakın”
RADİKAL OLDUĞUMU SÖYLERLER (Syf. 52 – 55)
“Radikalsin” derler.
“Reailstim” derim.
“Çok fazla talepte bulunuyorsun” derler.
“Siz vasatlığı hemen kabul ediyorsunuz” derim.
“Bu kadar değişimle başa çıkılmaz” derler.
“İşiniz ve kariyeriniz tehlikede, başka ne seçeneğiniz var?” derim.
“İyi bir ürünün nesi var?” derler.
“Wal-Mart veya Çin ya da her ikisi birden öğle yemeğinizi yemek üzere. Neden muhteşem bir deneyim sunmuyorsunuz?” derim
“Derin bir nefes al. Sakin ol” derler.
“Bunu Wal-Mart’a anlatın. Bunu Çin’e anlatın. Bunu Hindistan’a anlatın. Bunu Dell’e anlatın. Bunu Microsoft’a anlatın” derim.
“İnternet faydalı bir araç” derler.
“İnternet her şeyi değiştirdi” derim.
“Teşvike ihtiyacımız var” derler.
“Bir rüyaya ve hayalperestlere ihtiyacımız var” derim.
“İyi tasarım hoştur” derler.
“İyi tasarım gereklidir” derim.
“İşi planla” derler.
“İşi yap” derim.
“Daha çok kalıcı, sadık çalışana ihtiyacımız var” derler.
“Üstlerine sürekli olarak çok geç olmadan büyük bir sıçrama yapmaları gerektiğini söyleyen daha fazla kaçığa ihtiyacımız var” derim.
“İyi insanlara ihtiyacımız var” derler.
“Kurnaz yeteneklere ihtiyacımız var” derim.
“Çelik gibi kararlılıkta daha iyisini yaparım diyen insanları severiz” derler.
“Gözlerinde bir miktar manyak parıltı, hatta belki de kıkırdama olan ‘Dünyayı tersine çevirebilirim. Beni İzleyin!’ diyen insanları severim” derim.
“Elbette değişim gerekli” derler.
“Şimdi devrim gerekli” derim.
“Hızlı takipçi” derler.
“Hasar görmüş ve yaralı lider” derim.
“Holdingleş ve taklit et” derler.
“Yenilik yap” derim.
“Pazar payı” derler.
“Pazar oluşumu” derim.
“Geliş ve koru” derler.
“Yık ve yeniden yap” derim.
“Normal” erler.
“Garip” derim.
“Mutlu denge” derler.
“Üretici gerilim” derim.
“Uyum içinde çalışan ve yaşayan takım tercih ederiz.” Derler.
“En üretken insanların fikirler üzerinde tartışmalarını tercih ederim” ederim.
“Huzur ver kardeşim” derler.
“Duygularımı incit. Gururumu kır. İşimi kurtar” derim.
“Temel siyah renk” derler.
“Yaşasın dijital renkler” derim.
“Mutlu müşteriniz olsun” derler.
“Bana ısrarcı, inatçı, kötü, provokatör müşteriler verin” derim.
“Harvard mezunları arıyoruz” derler.
“Sert Vuruş okulundan diplomasız doktora mezunları arıyoruz” derim.
“Kusursuz sicilleri olan çalışanlar istiyoruz” derler.
“Asıl önemli olan kusurlardır” derim.
“Dürüstlük önemlidir” derler.
“Bana her zaman gerçeği söyle ya da yolun açık olsun” derim.
“Çeşitlilik iyi bir şeydir” derler.
“Çeşitlilik tehlikeli zamanlarda ekonomik kurtuluş için kesinlikle gerekli taze soluktur.” Derim.
“Korkutucu” derler.
“Güldürücü” derim.
“Sıfır hata” derler.
“Bir iki hata olmamışsa o gün boşa gitmiştir” derim.
“Bunu düşün” derler.
“Bunu dene” derim.
“Planla” derler.
“Test et” derim.
“Radikal değişiklik on yıl alır” derler.
“Radikal değişiklik bir dakika alır” derim.
“Dünya değişiyor” derler.
“Her şey çoktan değişti. Yarın devriminizin ilk günü .. Yoksa mahvoldunuz” derim.
“Hepimiz devrimci olamayız” derler.
“Neden olmasın” derim.
“Hepimiz marka olamayız” derler.
“Neden olmasın” derim.
“Abartıyorsun” derler.
“Bu sadece realite” derim.